Mughal-e-Azam (1960)

by - Şubat 09, 2015

Kral olmakta kolay değil, prens olmakta. Hatta kraliçe olmakta hiç kolay değil. Bütün iş kraliçeye hizmetkar olmakta. Mesela güzeller güzeli bir hizmetli olursun sarayda, gün gelir aşık olur bir prens sana. Prens asi, kral inatçı, aşk kudretli, daha ne duruyorsun ey seyirci?



Bu hafta bir Bollywood efsanesiyle karşınızdayım. 1960 yapımı Mughal E Azam filmi, Hindistan’da pek sevilip, çoğu filmde göndermelerle yâd edilir. Hint Sinemasının geçmişini geleceğinden daha parlak bulan bende göndermelere daha fazla kayıtsız kalamadım ve büyük buluşmayı gerçekleştirdim.  

Filmde Babür İmparatorluğunun veliaht prensi Selim’in  sarayın hizmetkarı Anarkali ile yaşadığı aşk ve bu aşkın verdiği büyük imtihan anlatılıyor. Bu büyük imtihanın baş sebebi ise  İmparator Celaleddin Akbar (Prithviraj Kapoor).

Celaleddin Akbar ismi bir yerlerden tanıdık geldi mi? Jodhaa Akbar filminde Hrithik Roshan'ın canlandırdığı heybetli sultanın ta kendisi. Yine Jodhaa'sıyla evli ve bir evlatları olmuş.  




O evlat Şehzade Selimdir ve bir savaş dönüşü sarayın güzel hizmetlisi Anarkali'ye ilk görüşte aşık olur.     Şehzade Selim rolünde o zamanların Shahrukh Khan'ı Dilip Kumar'ı,   güzel hizmetli Anarkali rolünde ise döneminin en sevilen oyuncusu Madhubala' izliyoruz.  

-bakınız; o dönemde Shahrukh Khan olmak = bulunuz; genç kızların sevgilisi yağız delikanlı-

Demek ki neymiş pembe renkte bir keramet varmış.

Resimde gördüğünüz gibi ikili çektikleri bir çok romantik filmle o zamanın Shahrukh & Kajol'u sayılırmış. En büyük farkları Dilip & Madhubala ikilisinin aşkı sinemada kalmayıp gerçek hayata taşınmış ve tam 9 yıl devam etmiş.  Yıllara meydan okuyan en dokunaklı aşk hikayesi olarak tanımlanan bu film ise  ikilinin aşklarının sonu olmuş. Daha çekimler bitmeden ayrılmışlar.  Aşağıdaki pek çok kimseye göre  yüzyılın aşk sahnesi trajiktir ki ikili henüz ayrılmışken yönetmenin ricası üzerine çekilmiş. 



Filmle ilgili o kadar ilginç detaylar var ki. Paylaşırsam filmin büyüsünü kaçırır mıyım diye tereddüt ediyorum ve özetle derdimi beyan edip bitiriyorum.

Filmimiz 16. yüzyılda sarayda geçen bir hikaye, replikler şiir gibi, görsellik tam benlik. Hikaye, varabilecek en uç noktalara kadar varıyor. Eğer filmi 1960 yılında izliyor olsaydım, daha da iyisi gelmez bundan sonra derdim. Fakat 1960 yılında değiliz ve daha iyilerini de gördük.   Bu yüzden her Bollywood severe değil ama sadece Bollywood tutkunlarına tavsiye eder, izleyecek olanlara şimdiden  iyi seyirler dilerim. 


"Sevginin isyanı değiştirebilir dünyayı,
kur kalelerini ve 
kalbinle savaş
 gerçek bir savaşçı gibi, 
ölümün karşısında 
durma bir biçare gibi "

*** 

Benzer Yazılar

0 yorum